DURMAK
Duramayan insan huzuru değil, kaçışı seçer.
İnsanın canı bazen hiçbir şey yapmadan oturmak ister.
Bu hisse rağmen kendini zorla harekete geçirmek insanı yorar. Çünkü insan, hiçbir şey yapmadan durmayı kendiyle bağdaştıramaz.
Osho, Çocuk kitabında şöyle der:
“Çocuğa hiçbir şey yapmadan durmayı öğretin.”
Hiçbir şey yapmadan durabilmek; hayatın sesini duymanın, işaretleri okuyabilmenin kapısını aralar.
Biz insanoğlu, öylece durduğumuzda “tembel” etiketi yemekten korkarız.
Boş oturmak çoğu zaman insana suçluluk duygusu yükler.
Fakat dürüst olalım:
Çoğumuz zaten boş oturuyoruz.
Sürekli bir yerlere yetişirken, yemelerde içmelerde, gönül gezdirmelerde, ekran başında kaybolurken…
Boş durmanın yerini, içimizdeki boşluğu doldurma telaşıyla takas ediyoruz.
Zihnin durgun sularında bilinçli bir sessizlik şifadır.
Ama oyalanarak geçirilen bir gün, yalnızca gün doldurmaktır.
İçteki boşluğu oyalanarak dolduramazsın.
Çünkü evren boşluğu sevmez; boş olan her yer mutlaka bir şeyle dolar.
Sukha ve dukha…
Boşluğun kalitesini belirleyen yine senin seçimlerindir.
Osho Boş Kayık kitabında der ki:
“Boş olan kayık çarpışmaz.”
Egon boşsa, hayatla çarpışmazsın.
Ama içini gürültüyle doldurursan, her temas bir savaşa dönüşür.
Durmak tembellik değildir.
Durmak, içindeki hakikati duymaktır.
Sürekli meşgul olmayı marifet sanan bir dünyada, bilinçli bir duruş en büyük başkaldırıdır.
Nesliji