ASTROLOJİYE GİRİŞ

 

Astroloji, bir eğlence biçimi veya bir fal okuma yolu olarak değil, bir yaşam ile başetme aracı olarak doğdu. Zıraatin ilerlemesi ile insanlar, ekim ve hasat zamanlarını mevsimlere göre ayarlamaya başladılar. Başarılı bir hasat için zaman ölçümü- karanlık ve günışığı arasında gidip gelme, kış ve yaz gündönümlerinin gelişi, büyük nehirlerin gel-gitleri ve selleri- önemli olmuştu. 4500 yıl önce
Mısırlıların, Nil nehrinin yükselişini öngörebilmek için ayrıntılı bir takvim tuttuklarına dair kanıt vardır. Güneş ve ayı kılavuz olarak alan bu ilk çiftçiler, sabit takımyıldızların çevresinde hareket eden başka gezegenler olduğunun farkındaydılar. Yaşamlarını, mevsimlerin ve gezegen yörüngelerinin
yinelenen ritimlerine uydurmaya çalışarak hayatı kolaylaştırdılar ve sağlama bağladılar.
Göklerin bu güvenilir, saat gibi çalışan ritmi insan yaşamı için o denli önemli oldu ki insanlar gezegenleri, ayları ve yıldızları tanrı olarak algılamaya başladılar. M.Ö. 2000 civarında örneğin Mezopotamya halkı, Sin (ay), Şamaş (güneş), İştar (Venüs), Nergal (Mars), Marduk (Jupiter) ve Ninutra (Satürn) adındaki tanrılara tapıyorlardı. Astrolojinin bulunmuş en eski yazılı kanıtı, M.Ö.
1646 yılında yazılmış Babil Yazıtı Amisa-duka’dadır:
XI. Ayda, 15. günde Venüs batıda kayboldu. Üç gün yok oldu, sonra 18. günde doğuda ortaya çıktı.
Kaynaklar açılacak ve Adad (iklim ve bereket tanrısı) yağmuru, Ea (Babil su tanrısı) seli getirecek.
Kraldan krala uzlaşma mesajları gönderilecek.
Babilin ve diğer yörelerin ilk astrologları, eski “yukarıda olduğu gibi aşağıda da” simya formülünü ilk uygulayanlardı. Göklerdeki olaylarla yeryüzündekilerin bağlantısını fark etmişlerdi. Şöyle bir örnek hayal edelim: Kral öfkelidir ve danışmanlarına, hizmetçilerine bağırıp çağırmaktadır. Aynı gün,
pazardaki tüccarlar arasında da kavgalar çıkar ve birçok insan öldürülür. Kralın yıldız gözlemcisi, bu olayları izlemiş ve Marsın, ateşli kırmızı gezegenin, bugün saldırganlık ve savaşla bağdaştırılan takımyıldız olarak bilinen Koç burcunda olduğunu farketmiş olabilirdi. Bu eski astrolog bu bağlantıyı
defterine not etmiş ve Marsın bir kez daha Koça girmesi sırasında benzer bir olay olup olmadığınıizlemek üzere beklemiş olabilirdi.
Gök hareketleri yineleyerek yerdeki gerçekle uyuşunca bağlantılar somutlaştı. Astroloji kanatlarını açtı ve Babilden Yunanistana ve Romaya gitti. Hintli bilginler tarafından ele alındı ve Çine taşındı.
Kabala ile Yahudiliğe sokuldu ve Hıris-tiyanlarla Müslümanlar tarafından aynı şekilde kabul gördü.
Yüzyıllar içinde tutarlı bir bilgi dizgesine dönüştürüldü. Zamanla yıldız-ve-insan gözlemcileriburçları ve gezegenleri, bugün kullandığımız adlar, eğilimler ve renkler ortaya çıkıncaya kadar yineleyerek şekillendirdiler.

Astrolojiye göre güneş, birincil verendir. Haritanızda güneşin yeri, yaşamınızda enerji ve canlılık yaydığınız yerdir. Güneş burcunuz, kendinizi ifade etme tarzınızı, dışarıya nasıl ışıdığınızı gösterir.
Ay, güneşin enerjisini alıp sonra yansıttığı için ay burcunuz, ışık ve enerjiyi alışınızdaki etkililiğe işaret eder. Böylelikle ay, Kabalanın birincil ilkesini özetlemektedir: Ay güneşin ışığını yalnızca,
yeryüzünde ona en çok ihtiyacı olan bizlere geri vermek için alır. Gecenin karanlığında bize yolumuzu gösteren aydır.
İlk insanlar gökyüzünde en göze çarpan astrolojik cisimler olan güneşi ve ayı, iki ayrı kutup olarak gördü ve 12.000 yıl öncesine kadar da insanlık iki ayrı gruba ayrılmıştı: Lunar (ay) ve solar (güneş),yin ve yang.
İnsanlığın veya varoluşun erkeksi tarafı olarak algılanan solar enerji güneş ışınları gibi, kavmi korumak, yiyecek için avlanmak, yeni yerler keşfetmek, ün ve şan elde etmek ve sağda solda oyalanmak için dışarı çıktı. Erkeksi enerji zodyakın Koç, Aslan, Yay, Terazi, Kova ve İkizler burçlarında bulunur. Gökyüzüne atılan bir ok, uzağa fırlatılan bir mızrak veya aya giden bir roket, bu maço arketiplerin enerjisini içerir. Bu erkeksi enerji kendini, eski zamanlarda mamut kovalayan bir
grup avcı ve bugünlerde siyasi parti kampanyası düzenleyen halkla ilişkiler şirketi olarak gösterebilir.
Oğlak, Boğa, Başak, Yengeç, Akrep ve Balık burçları ile simgelenen kadınsı veya lunar enerji, eskizamanlarda mağaralarının yakınında doğal büyüyen yemişleri, meyveleri ve şifalı  bitkileri toplama görevini üstlenen insanlarda ortaya çıkıyordu. Mağara, rahmi ve dolayısıyla evi, beslemeyi, bakımı,fiziksel ve duygusal güvenceyi simgeliyordu. İnsanlığın kadınsı yönü, yeni doğanlara ve yaralı avcılara baktı ve şifa için yeni yollar geliştirdi. Kabalaya göre kadınsı enerji kabul edicidir ve keşifçi erkeksi gücü içeren bir kaptır. Doğum denen büyülü olaya olanak tanır. Kadınsı yumurta,erkeksi spermi kabul eder ve sonuç yeni bir hayattır. Yeni bir dünyaya coşkulu bir şekilde seyahat eden sperm, yumurta denilen kap tarafından alınır ve ortaya yepyeni bir varlık çıkar.

Erkeksi burçlar- Koç, Aslan, Yay, Terazi, Kova ve ikizler- genelde kadınsı burçlardan
daha etkin, daha güçlü ifadeye sahip, daha dışa dönük, çocuksu ve oyunse-verdir.
Amaçları dünyayı keşfetmek ve bulduklarını kadınsı burçlara taşımaktır. Kadınsı
burçlar- Oğlak, Boğa, Başak, Yengeç, Akrep ve Balık- daha içe dönük, derin, pratik ve
samimidir. Erkeksi burçların avladığı hediyeleri ve deneyimleri alırlar ve yaşamı
geliştirecek pratik uygulamalar bulurlar. Bu burçlardaki kişiler, erkeksi
burçlardakilerden genelde daha olgun, sorumlu ve güvenilir insanlardır.
Kabalada erkeksi güç, vermekle ve aynı zamanda bedenin sağ tarafı ile bağdaştırılır.
Bundan sonra birisine bir hediye, çek veya bir şişe keçap vermek istediğinizde sağ
elinizi kullanmayı deneyin ve ne olacağına bakın. Verdiğiniz şeyin daha açıkça kabul
edildiğini göreceksiniz. Birisinden bir hediye ve kasiyerden para alacağınız zaman onu kadınsı sol elinizle- astrolojik ve Kabalistik olarak almak için tasarlanmış eliniz ile alın. Sol eliniz ile alarak evrene hediyeyi kabul ettiğiniz ve minnettar olduğunuz mesajını gönderiyorsunuz. Bu, size daha çok vermesi için evreni destekler.

KOÇ:İstek, hareket etme dürtüsü, girişim ruhu, farkındalık, öncülük arzusu 

BOĞA: Azim, sağlamlaştırma, şekil verme 

İKİZLER: Canlılık, esneklik 

YENGEÇ:Duygu zenginliği, annelik-babalık duygusu 

ASLAN:Yaratma isteği, özgüven, bütün üri.inler ve evlatlar 

BAŞAK:Çalışkanlık & bakım, düzen, evcilleştirilmiş bir yapı, eleştiri yeteneği 

TERAZİ:Adalet duygusu, uyum arzusu, ortaklık duygusu 

AKREP:Dayanıklılık ve sebat, hayatta kalmanın acımasız mücadelesi 

YAY:Yaşamın içsel veya ruhsal yönünün işlenmesi, gelecek için umut dolu planlama 

OĞLAK:Varlığını korumanın yorulmaz mücadelesi, sabır, kristalize olmuş sosyal formlara bağlılık 

KOVA:Beklentili, sabırsız tavırlar, gözlem gücü, plan zenginliği 

BALIK:Eski yaşamın kalıntıları arasında yeni yaşamın ilk işaretleri 

Ateş, eylem ve yaratıcılığı simgeler, Koç, Aslan ve Yay burçlarını ateşler.

Su, duyguları simgeler, Yengeç, Akrep ve Balık burçlarının temelini oluşturur.

Hava, zekâyı simgeler, Terazi, Kova ve İkizler burçları için hâkim güçtür.

Toprak, madde ve pratikliği simgeler, Oğlak, Boğa ve Başak burçlarının niteliğidir.

Toprak, madde ve pratikliği simgeler, Oğlak, Boğa ve Başak burçlarının niteliğidir.

Antik simya bilgeliğine göre bu dört element tüm yaşamın temelidir. Şu anda bu kitabı elinizde tutarken dört elementi bünyenizde topluyorsunuz. Kitabın fiziksel tarafı (kapağı, kâğıdı, mürekkebi)toprak elementine aittir, zekânıza hitap eden sözcükler ve bilgi havayı çağrıştırır, kitabı tutma ve okuma eylemi ateşin kontrolü altındadır, kitaptaki bilginin tetiklediği duygular ise su elementinden gelmektedir. Sevgilinizi öptüğünüz zaman da simya yaratırsınız. Dudakların fiziksel dokunmasını (toprak) sağlar, duygusal akımı (su), beyninden geçen düşünceleri (hava), tutkuyu ve cazibeyi (ateş)yaratırsınız.

Simyacılar, kurşun madeni ile simgelenen kusurlu, bayağı ve sıradan durumları, kalbin ve altın madeninin simgelediği sevginin kusursuzluğuna dönüştürmek için dört elementi dengelemeye çalışırlar. Simyacının veya astrologun laboratuvarı kendi bedenidir.

Dört elementi iki grupta toplayabiliriz: Kadınsı (su ve toprak), erkeksi (ateş ve hava). Bunlar kadınsı (besleyici, bakıcı ve uygulayıcı) ve erkeksi (etkin ve konuşkan) iki ana insan arketipini yansıtmaktadır. Bu bölünme bize, dengeli ve altın bir yaşam oluşturmak için geleneksel kadınsı ve erkeksi varlığımızı onurlandırmamızı hatırlatırlar.

BURÇLARI ÜÇ MODELİTE TOPLARIZ:

Öncü modalite, mevsimin başıdır ve başlatma gücüdür.

Sabit modalite, mevsimin ortasıdır ve sürdürme gücünü simgeler.

Değişken modalite, mevsimin sonunu ve değişimin gücünü simgeler.

KAYNAKÇA: GAHL EDEN SASSON /KOZMİK GEZGİN  STEPHEN ARRAYO/ASTROLOGCU, PSYCHOLOGY AND THE FOUR ELEMENTS